Bu bölümde
- Felsefe dediğimiz şey tam olarak nedir?
- Thales ne söyledi de felsefe onunla başladı sayılıyor?
- Ondan tek bir satır bile kalmamışken bütün bunları nereden biliyoruz?
Bölüm işaretleri
“Bu tür felsefenin kurucusu Thales'tir; ona göre ilk ilke sudur.”
Tam metin
0:00Soğuk açılış
Bir soruyla başlayalım: felsefenin bir başlangıcı var mı? Yani bir tarih, bir yer, bir kişi; "felsefe burada, şu gün, bu adamla başladı" diyebileceğimiz bir an.
Şaşırtıcı ama evet, var. Üstelik o yer Türkiye'de. Aydın'ın Didim ilçesinde, denize birkaç kilometre uzaklıkta bir ören yeri: Milet.
Ve o kişi, iki bin altı yüz yıl önce orada yaşamış, hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz bir adam: Thales.
0:28Açılış çerçevesi
Kültür Kapsülüne hoş geldiniz. Ben Burak; aslında hekimim. Hekimliğin bir de koruyucu ve geliştirici yanı vardır: hastalık gelmeden önce. Burada ilaç yerine kültür kapsülü yazılıyor. Günde bir kapsül, on beş dakika. Pazar günleri felsefe.
SoruVe bugün üç sorumuz var, değil mi?
Üç sorumuz var. Birinci sorumuz: felsefe dediğimiz şey tam olarak nedir? İkinci sorumuz: Thales ne söyledi de felsefe onunla başladı sayılıyor? Üçüncü sorumuz ise şu: ondan tek bir satır bile kalmamışken bütün bunları nereden biliyoruz?
1:03Felsefe nedir?
Önce kelimeden başlayalım.
Felsefe, Yunanca iki kelimenin birleşimi: philo, sevmek; sophia, bilgelik. Yani bilgelik sevgisi.
Bu iki kökü aslında tanıyorsunuz. Philo: hidrofil, suyu seven; bibliyofil, kitap seven; Filadelfiya, kardeş sevgisi şehri. Tersi phobos, korkan: fotofobi, ışıktan kaçan; klostrofobi, kapalı yerden korkan. Sophia da yabancı değil: sofistike, incelmiş; Ayasofya, Hagia Sophia, kutsal bilgelik. Yani filozof, kelime olarak, bilgeliğe hidrofilin suya baktığı gibi bakan kişi. Dikkat edin, "bilgelik" değil, bilgeliği "sevmek": sahip olmak değil, aramak. Kelimenin kendisi Thales'ten sonra ortaya çıktı; rivayete göre ilk kullanan Pisagor. Ama tanımladığı şey Thales'le başladı.
SoruTamam da, Thales'ten önce insanlar hiç mi düşünmüyordu? Yani felsefe neden onunla başlasın?
Düşünüyorlardı elbette. Soru hep vardı: dünya nereden geldi, yıldızlar neden hareket ediyor, deprem neden olur? Fark, cevabın türünde. O güne kadar cevap hazırdı: tanrılar. Dünyayı tanrılar yarattı. Deniz kabarıyorsa Poseidon kızmıştır. Şimşek çakıyorsa Zeus. Homeros'un, Hesiodos'un dünyası böyle işliyordu; her olayın arkasında bir irade vardı.
Bu da bir açıklama sonuçta. Hem de, bakın, kötü bir açıklama değil. İnsanın anlamadığı şeyi anladığı bir şeye, birinin öfkesine ya da isteğine benzetmesi çok doğal. Ama bir sorunu var: tartışılamaz. "Poseidon kızdı" dediğinizde kimse "nereden biliyorsun?" diyemez. Cevap, cevap olduğu için doğrudur.
SoruYani felsefe aslında "nereden biliyorsun" diyebilmek mi?
Tam olarak bu. Felsefe, bir şeyi açıklarken tanrılara, geleneğe ya da otoriteye değil, akla dayanmak demek. "Böyle çünkü böyle söylenmiş" yerine, "böyle çünkü şu nedenle" demek. Ve bir kez "şu nedenle" dediğinizde, karşınızdaki "hayır, bence başka nedenle" diyebilir. Felsefe, tartışılabilir açıklama demek.
Günlük hayattan üç örnek vereyim. "Hasta oldun, çünkü nazar değdi" demek tartışılamaz; ama "hasta oldun, çünkü virüs kaptın" demek tartışılabilir, gider test edersiniz. "Hava bozdu, kader" demekle "hava bozdu, alçak basınç geldi" demek arasındaki fark da aynı. "Bu ilaç iyi gelir, dedem öyle derdi" demekle "şu çalışmada şu sonuç çıktı" demek arasındaki fark da. Bakın, sağ taraftakilerin hepsinin ortak bir özelliği var: yanlış olabilirler, ve bunu gösterebilirsiniz.
Bunu aklınızda tutun, çünkü Thales'in neden önemli olduğu tamamen buna bağlı.
3:41Milet ve Thales
Şimdi kente gidelim.
Milet, milattan önce altıncı yüzyılda Ege kıyısının en büyük liman kentiydi. Bu kıyı şeridine o zaman İyonya deniyordu: bugünkü İzmir'den Didim'e kadar uzanan, Yunanca konuşan ama Anadolu'da yaşayan kentler. Milet'in gemileri Mısır'a, Karadeniz'e, Lübnan kıyılarına gidip geliyordu. Limanda Mısırlı tüccar, Lidyalı para, Babilli gökbilim kaydı yan yana duruyordu. Bugün dünyada ilk madeni paranın hemen yanı başında, Lidya'da basıldığını biliyoruz; Milet o paranın geçtiği ilk limanlardan biriydi.
Bu önemli, çünkü yeni bir düşüncenin doğması için gereken şey tam olarak budur: farklı açıklamaların çarpıştığı bir yer. Her kentin tanrısı başkaysa, her halk dünyanın kuruluşunu başka türlü anlatıyorsa, belki de açıklama tanrılarda değildir.
Thales bu kentin yerlisi. Herodot ailesinin Fenike kökenli olduğunu yazar, yani kendisi de bu kavşağın çocuğu. Milattan önce altıncı yüzyılın ilk yarısında yaşadı; kabaca 624 ile 546 arası deniyor, ama kesin tarih yok.
Antik Yunan'ın "Yedi Bilge" diye bir listesi vardı: çağın en akıllı sayılan yedi adam. Listeler kaynaktan kaynağa değişir ama Thales'in adı hepsinde geçer. Yanında Atinalı yasa koyucu Solon, Prieneli Bias, Midillili Pittakos gibi isimler var. Dikkat edin: yedisinden ikisi, Thales ve Bias, bugünkü Aydın sınırları içinde yaşadı.
Şimdi bir itiraf.
Thales hakkında bildiğimiz her şey ikinci elden. Antik kaynakların çoğuna göre tek satır yazmadı. Yazdıysa da hiçbir şey bize ulaşmadı.
SoruHiçbir şey mi? Peki o zaman bütün bunları nereden biliyoruz?
İki kişiden. Kendisinden yaklaşık iki yüzyıl sonra yaşayan Platon ve Aristoteles'ten; Aristoteles'e bundan sonra Türkçedeki alışkanlıkla Aristo diyeceğim. Platon ondan "derler ki" diye söz eder, Aristoteles "herhalde şöyle düşünmüştür" diye. Üçüncü sorumuzun cevabı bu: Thales'i, onu hiç görmemiş iki filozofun anlattıklarından tanıyoruz.
Peki "ilk filozof" unvanını kim verdi?
Aristo. Metafizik adlı kitabının birinci bölümünde kendinden önceki düşünürleri tek tek sayar ve listeye Thales'le başlar: "Bu tür felsefenin kurucusu Thales'tir" der, "ona göre her şeyin özü sudur."
"Her şey sudur."
SoruSu mu? Yani ilk filozofun büyük fikri bu mu?
Biliyorum, kulağa tuhaf geliyor. Ama Bölüm 1'i hatırlayın: felsefe, tartışılabilir açıklama demekti. Thales'in cümlesine bakın. Tanrı yok, irade yok. "Dünya şundan yapılmış" diyen, yanlışlanabilir, sorgulanabilir bir iddia var. Thales şunu sordu: taş, deniz, insan, bulut, bütün bu çeşitlilik tek bir şeyden mi geliyor olabilir? Ve cevabı gökyüzünde değil, doğanın kendisinde aradı. Su dedi. Belki yanlış cevap. Ama doğru soru.
Ve o soru hâlâ soruluyor. Bugün fizikçilerin "her şeyin teorisi" dediği arayış, Thales'in sorusunun aynısı: her şeyin altında yatan tek şey ne?
6:42Neden su?
Peki neden su? Neden taş değil, ateş değil? Burada dikkatli olmamız gerekiyor, çünkü Thales'in kendi gerekçesini bilmiyoruz. Aristo tahmin yürütüyor.
"Herhalde" diyor, şunları gözlemlemiştir: her canlının besini nemlidir. Tohumlar nemlidir. Sıcaklık bile nemden doğar, kurumuş şey ölür. O yüzden suyu seçmiştir. Bu Aristo'nun yorumu, Thales'in ağzından çıkmış bir cümle değil. Bu ayrımı yapmak, bu kanalda hep yapacağımız bir şey: kim söyledi, kim aktardı, kim tahmin etti.
Aristo'nun anlattığına göre bir şey daha var: Thales'e göre dünya suyun üstünde yüzüyor, bir kütük gibi. Aristo buna hemen itiraz ediyor: peki su neyin üstünde duruyor?
İlk felsefe tartışması da böylece başlamış oluyor. Az önce tanımladığımız şey tam olarak bu: biri bir açıklama yapıyor, öbürü "ama bu şu yüzden tutmuyor" diyor.
Üstelik Thales'in fikri boş değil. Milet bir deprem bölgesi. Dünyanın suyun üstünde yüzdüğünü düşünen biri için deprem, bir dalgalanmadır. Tanrı öfkesi değil, mekanik bir olay. Açıklamanın kendisi yanlış, ama türü yeni. Bugünkü levha tektoniği de aynı türden bir açıklama: dünyanın altında hareket eden bir şey var. Thales'in cevabı değil, cevap arama biçimi bize ulaştı.
Bir de şu var. Aristo, Thales'in mıknatıs hakkında "ruhu var, çünkü demiri hareket ettiriyor" dediğini yazıyor. Belki de bu yüzden, diye ekliyor, Thales "her şey tanrılarla dolu" demiş.
SoruDur, "her şey su" diyen adam şimdi de "her şey tanrılarla dolu" mu diyor? Bu çelişmiyor mu?
Öyle duruyor, ama değil. Thales tanrıları reddetmiyor; Olimpos'taki tanrılara iş vermiyor. Doğanın içinde bir canlılık, kendi kendine hareket eden bir ilke arıyor. Bugün buna "doğa yasası" diyoruz.
8:33Üç hikâye, üç soru
Thales'in adını asıl duyuran üç hikâye var. Üçünü de anlatacağım, ama her birinde "ne kadarı doğru" sorusunu soracağız.
Birinci hikâye: tutulma. Tarihçi Herodot anlatıyor. Lidya kralı ile Med kralı beş yıldır savaşıyor. Altıncı yıl, bir çarpışmanın ortasında gündüz birden geceye dönüyor. İki ordu da bunu bir işaret sayıp savaşı bırakıyor, barış yapıyor. Herodot ekliyor: Miletli Thales bu karanlığı İyonyalılara önceden bildirmişti, olacağı yılı söyleyerek.
Modern astronomi bu tutulmayı buldu: 28 Mayıs MÖ 585, Anadolu'nun üstünden geçen tam bir güneş tutulması. NASA'nın kataloğunda kayıtlı.
SoruO dönemde tutulma hesaplamak? Bu gerçekten çok etkileyici.
Etkileyici olurdu, eğer kesin olsaydı. Tutulma gerçek, savaş gerçek. Ama Thales'in bunu nasıl öngördüğü bilinmiyor; öngörüp öngörmediği bile tartışmalı. O dönemde güneş tutulmasının yerini ve gününü hesaplayacak bir yöntem yoktu. Herodot da zaten "gününü" demiyor, "o yıl içinde" diyor. Belki Babil kayıtlarından tutulmaların kabaca ne zaman tekrarladığını biliyordu ve cesur bir tahmin yaptı. Belki hikâye sonradan büyüdü; Herodot olaydan yüz elli yıl sonra yazıyor.
Ama şu önemli: öngörü doğru olsun olmasın, insanlar bir şeye inanmaya başladı. Gökyüzü anlaşılabilir bir düzene sahip. Tutulma tanrıların öfkesi değil, hesaplanabilir bir olay. Bu inanç Thales'in adıyla yayıldı ve bir daha geri alınamadı.
İkinci hikâye: piramit. Diogenes Laertius adlı bir antik yazar anlatıyor. Thales Mısır'da piramidin yüksekliğini sormuşlar. Tırmanmamış, ölçmemiş. Kendi gölgesinin kendi boyuna eşit olduğu anı beklemiş. O anda piramidin gölgesi de piramidin boyuna eşit olmalı. Gölgeyi ölçmüş, cevabı vermiş.
Ne kadarı doğru? Bilemiyoruz, ama fikir doğru çalışıyor; bugün ortaokulda öğretilen benzer üçgenler mantığı bu. Thales'e geometride birkaç kural daha bağlanıyor: bir çemberi çapı ikiye böler, ikizkenar üçgenin taban açıları eşittir. Okulda "Thales teoremi" diye duyduğunuz şey buradan geliyor. Kaynaklar bunları "buldu" diyor, "kanıtladı" demiyor; kanıt fikri daha sonra, Öklid'le gelecek. Ama yine aynı şey: aletsiz, dokunmadan, yalnız akıl yürüterek bir devi ölçmek. Felsefe biraz da bu.
Üçüncü hikâye: kuyu. Bunu Platon anlatıyor. Thales bir gece yıldızlara bakarak yürürken kuyuya düşmüş. Yanındaki Trakyalı hizmetçi kız gülmüş: "Gökteki şeyleri merak ediyor ama ayağının dibini göremiyor." Platon bunu filozofun tipik hali olarak anlatır: dalgın, kafası yukarıda.
Ama aynı Thales için Aristo tam tersini anlatır. İnsanlar "felsefe işe yaramıyor, baksana adam fakir" diye alay ediyormuş. Bir kış, gökyüzü bilgisinden o yıl zeytinin bol olacağını çıkarmış. Elindeki az parayla bölgedeki bütün zeytin preslerini ucuza kiralamış. Hasat gelince herkes prese muhtaç kalmış, Thales istediği fiyatı söylemiş. Aristo "anlatıldığına göre" der, o da emin değildir. Ama dersi açık: filozof isterse zengin olur, derdi o değildir.
İkisi aynı adam: kuyuya düşen dalgın adam ve herkesi cebinden çıkaran zeki adam. "Felsefe ne işe yarar?" tartışması iki bin dört yüz yıldır bu iki hikâyeyle yapılıyor.
Herodot'ta bir hikâye daha var ve bu kez Herodot'un kendisi inanmıyor. Lidya kralı Kroisos ordusuyla Kızılırmak'ı geçmek istiyor, köprü yok. Yunanlar arasında yaygın inanışa göre Thales nehrin yukarısında hilal biçiminde bir kanal kazdırıp suyu ikiye bölüyor, ordu geçiyor. Herodot bunu aktarıyor ve ekliyor: "Ben buna inanmıyorum; öyle olsa dönüşte nehri nasıl geçtiler?" İki bin beş yüz yıl önce bir tarihçi, kaynağını sorguluyor. Bu kanalda yapmaya çalıştığımız şeyin ta kendisi.
SoruYani Herodot bile "nereden biliyorsun" demiş. Felsefenin tanımı buydu, değil mi?
Aynen. Ve tarih yazımına da sızmış.
Bir de pek anlatılmayan bir hikâye daha var, çünkü kuyudaki adam imajına uymuyor. Herodot yazıyor: Pers tehdidi büyürken Thales, İyonya kentlerine bir öneri götürdü. Tek bir ortak meclis kurun, merkezi Teos olsun, öbür kentler onun mahalleleri sayılsın. Bugünkü dille bir federasyon. İyonyalılar dinlemedi. Birkaç on yıl sonra Persler kentleri tek tek aldı; Milet de dahil. Yani yıldızlara bakarken kuyuya düşen adam, aynı zamanda çağının en gerçekçi siyasi öğüdünü veren adamdı.
13:08Kapanış: Milet'in mirası
Thales bir cevap bırakmadı. Bir tartışma başlattı. Aynı kentte ardından iki öğrenci geldi: Anaksimandros ve Anaksimenes. Biri "ilk ilke su değil, sınırsız bir şey" dedi, öbürü "hava" dedi. Hocalarına itiraz ettiler. Ve işte felsefenin ikinci kurucu anı budur: bir fikrin tartışılabilir olması. Bu üçlüye "Milet Okulu" deniyor; önümüzdeki haftalarda onlara geleceğiz.
Bugün Milet, Didim'de bir ören yeri. Tiyatrosu ayakta, yanında Milet Müzesi var. Felsefenin başladığı yere otobüsle gidebiliyorsunuz. Çoğu insan Didim'e başka sebeplerle gidiyor, ama artık siz biliyorsunuz.
Kaynakça
- Yaşadığı dönem: MÖ 6. yüzyılın ilk yarısı, yaklaşık 624-546Diogenes Laertius, Lives I.37-38; IEP "Thales" (c. 620-546)
- Milet, İyonya; bugün Aydın, Didim, BalatDL I.22; Kültür ve Turizm Bakanlığı Milet Ören Yeri
- Yedi Bilge'den biri sayılır; listeler değişirDL I.22, I.40-42
- Aristoteles onu "bu tür felsefenin kurucusu" (arkhegos) sayar; ilk ilke suAristoteles, Metafizik I.3, 983b20
- Su gerekçeleri (besin nemli, tohum nemli) Aristoteles'in tahminidir ("presumably")Metafizik 983b22-27
- Thales'ten yazılı metin yok; her şey ikinci elDL I.23; IEP; SEP "Presocratic Philosophy" §2
- Dünya suyun üstünde yüzer; Aristoteles eleştirirAristoteles, De Caelo II.13, 294a28
- Mıknatısın ruhu vardır çünkü demiri hareket ettirirDe Anima I.2, 405a19
- "Her şey tanrılarla dolu" ("perhaps" kaydıyla)De Anima I.5, 411a7
- Lidya-Med savaşı, gündüzün geceye dönmesi, Thales'in "yıl içinde" öngörüsüHerodotos I.74
- Tutulma tarihi 28 Mayıs MÖ 585, tam tutulmaNASA GSFC Five Millennium Canon, No. 03379
- Öngörünün nasıl yapıldığı bilinmiyor; Saros ile mümkün değildi; gerçekliği tartışmalıIEP; SEP §2
- Geometriyi Mısır'dan Yunanistan'a ilk getirenProklos, Eukleides Şerhi (Eudemos özeti)
- Çap çemberi ikiye böler: "ilk gösteren"Proklos, Tanım 17
- İkizkenar taban açıları eşit: "eski Thales'e borçluyuz"Proklos, Önerme I.5
- Piramit yüksekliği: gölge insan boyuna eşitkenDL I.27 (Hieronymos'tan); Plutarkhos, Yedi Bilgenin Şöleni 147a
- Zeytin presleri hikâyesi; "anlatıldığına göre"; amaç para değil, göstermeAristoteles, Politika I.11, 1259a6-18
- Kuyuya düşme, Trakyalı hizmetçi kızın gülmesi; "derler" kaydıylaPlaton, Theaitetos 174a
- Halys'i çevirme; Herodotos inanmazHerodotos I.75
- İyonyalılara Teos'ta tek meclis önerisiHerodotos I.170
- Mitten doğaya geçiş; Olimpos tanrılarına rol vermediSEP §2; IEP
- Milet Müzesi 1973, yeni bina 2011; Didim "Tales Buluşması" 2016-2017turkishmuseums.com; Hürriyet 24.09.2016; Mynet/İHA 2017
- Yedi Bilge listesi: Thales, Solon, Periandros, Kleobulos, Khilon, Bias, Pittakos (Platon'un listesinde Periandros yerine Myson)DL I.13; Platon, Protagoras 343a
- Priene (Bias) bugün Aydın, Söke sınırları içindeKültür ve Turizm Bakanlığı Priene Ören Yeri
- Anaksimandros: ilk ilke apeiron (sınırsız); Anaksimenes: hava; "Milet Okulu"SEP "Presocratic Philosophy" §2; Aristoteles, Fizik 203b; Simplicius (Theophrastos'tan)
- Platon (MÖ 428-348) ve Aristoteles (MÖ 384-322), Thales'ten yaklaşık iki yüzyıl sonraSEP girişleri
- Milet deprem bölgesi; Ege graben sistemiMTA Türkiye diri fay haritası
- Felsefe kelimesi: philo + sophia; terimin Thales sonrası kullanımıLiddell-Scott; DL I.12 (Pythagoras'a atıf)
- İlk madeni para Lidya'da (MÖ 7.-6. yy, Sardes)Herodotos I.94; British Museum "Lydian coinage"
- Thales'in Fenike kökeni rivayetiHerodotos I.170; DL I.22
- "Filozof" kelimesini ilk Pisagor'un kullandığı rivayetiDL I.12; Cicero, Tusculanae V.3
- philo- türevleri: hidrofil (su seven), bibliyofil (kitap seven), Philadelphia (kardeş sevgisi)Liddell-Scott; TDK Güncel Türkçe Sözlük
- phobos türevleri: fotofobi, klostrofobiTDK; Dorland's Medical Dictionary
- sophia türevleri: sofistike (sophistes'ten), Ayasofya = Hagia Sophia 'kutsal bilgelik'Liddell-Scott; Kültür ve Turizm Bakanlığı Ayasofya
- Diogenes Laertios, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, YKY (çev. Candan Şentuna)YKY katalog
- Agora (2009), yön. Alejandro Amenábar; Hypatia ve İskenderiyeIMDb tt1186830
- SEP 'Presocratic Philosophy' maddesi, açık erişimplato.stanford.edu/entries/presocratics/
